Tosya Haberler

Bir zamanlar “sadece namaz kıldıran insanlar” olarak bilinen imamlar artık caminin dışında da görevlerini devam ettiriyorlar. Bulundukları camileri adeta birer eğitim merkezlerine çeviren imamlar... Bir zamanlar “sadece namaz kıldıran insanlar” olarak bilinen imamlar artık caminin dışında da görevlerini devam ettiriyorlar. Bulundukları camileri adeta birer eğitim merkezlerine çeviren imamlar, mesajlarını halka çeşitli yollarla iletiyor. Bazı imamlar bilim adamlarını camiye davet ederken, bazı imamlar camilerini adeta bir külliyeye ve sosyal yardım merkezlerine çeviriyor. Mesajlarını sinema diliyle aktaran imamların yanı sıra musikinin hoş nağmelerini terennüm eden imamlarımız da var. FAKAT  Günüzmüz'de  Diyanetin ve Müftülüklerin tüm uyarılarına rağmen  tüm öneri ve ikazlarına rağmen hala namazdan namaza cemaat gibi camiye giden imamlarımızda maalesef mevcut. (imam maaşı  1 Derce İmam : 3400 tl )  İmamlığının dışında  çarşıda esnaf yanında çalışmak  iş yeri işletmek fabrikalarda çalışmak ki bunlar genelde gayri resmi olarak   çalışan imamlarımız acaba imamlık vazifelerini yerine getirmenin huzurunu ne derece hissediyorlar.Camilerin içlerini mahalle sakinlerinin hanımlarına yada temizlikçi tutarak temizlettiren imamlarımız ne derece vazifelerinin huzuruna eriyorlar acaba,  Camilerin avlusunda onca eksik var iken çiçeklerle avlularımız süslenmesi icap ederken imamlarımız belediye bahçıvanından camimin avlusuna çiçek dikiver derken  cami avlusundaki çöplerin temizliği çim fidan  dikimi için belediyeye müracat eden imamlarımız olsa'da bunları önemsemeyip çarşıdaki işyerinin önünün temizliğini belediyeye yaptırmak için müracat eden imamlarımız ne derece vazifelerinin huzuruna eriyorlar acaba, evet bu örnekleri herkesinde bildiği gibi çoğaltmamız mümkündür ama susuyor göz yumuyoruz çünkü bizlerde imamlık makamı kutsaldır böyle  olsa bile dile getirmek ile o makamı incitmekten korkarız. Peki o zaman   vazifelerinin hakkını gerçekten veren ve gerçekten makamının verdiği yükü iliklerinde hisseden ve gereğini yapan örnek imamlarımızdan  bahsedelim biraz. Evet, değişen Türkiye’de imamlar da kendini geliştiriyor. İmamlar artık caminin dışına çıkarak toplum hayatının içine giriyor, sosyal faaliyetlere ve etkinliklere önderlik yapıyor. Eğitim olarak da kendilerini geliştiren imamlar, cemaatin de eğitimlerine katkıda bulunuyor. İmamlar artık, kendilerini sadece 5 vakit namaz kıldıran insanlar olarak değil, sabah namazıyla mesaiye başlayıp gece saat 23’lere kadar cemaatle içli dışlı olan, değişik faaliyetler tertip eden, kitap yazan, sanatla uğraşan insanlar olarak görülüyor. Yaptığı çalışmalarla farklı bir portre çizerek örnek teşkil ettiğini düşündüğümüz din görevlileri, verdikleri uğraşların ekstra çalışmalar olduğunu kabul etmiyorlar ve “Biz aslında yapılması gerekeni yapıyoruz, görevimizi yapıyoruz. Bir imamın vazifesi günde 5 kere camiyi açıp kapatmak, namaz kıldırmak değildir. Din, hayatın kendisi olduğu gibi din görevlisi olan imamlar da hayatın içinde olmalıdır.” diyorlar.  Bir imamın söyledikleri ise kulaklara küpe olacak cinsten: “İmamın görevi camide namaz kıldırmak değildir. Camiye gelen cemaat nasıl olsa bir şekilde namazını kılacaktır. Din görevlisinin görevi camiden çıktıktan sonra başlar. Çünkü caminin dışında da bir hayat vardır ve bu hayatta dargınlıklar, küslükler, çocuklar, gençler, aileler, işsizler vardır. Din görevlisi bir şekilde hayatın bu kısmıyla da ilgilenmek zorundadır; çünkü dini, hayatın dışında bir yere koyamazsınız.” Kendisini, yapması gereken işini layıkıyla yapmakla yükümlü bulan ve görevi camiden çıktıktan sonra başlayan imamlarımızdan bazıları ile görüştük. Biz eminiz ki bu gibi din görevlilerimizin sayısı bunlardan çok çok daha fazla. Olması da lazım zaten... Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) aynı zamanda bir imam olması hasebiyle “Peygamber mesleği”ni icra eden ve yaptığı çalışmalarla farklı bir portre çizen imamlarımızdan bir demet sunuyoruz sizlere… Niyet ve gaye Her işte önemlidir ama sahih bir niyet bu meslekte daha da önemlidir. Ben neden imamlık yapıyorum, sorusunu kendisine soran bir imamın aklına ilk gelen şeyler, insanlara Allah için öncülük etmek, dosdoğru namaz kılmalarını sağlamak, onları Allah için bilgilendirmek ve bilinçlendirmek, onlara güzel bir Müslümanın nasıl olduğunu göstermek gibi şeyler ise niyeti sağlam demektir. Çok kazanmak, rahat etmek gibi şeyler geliyorsa bence bir başka meslek seçmelidir. Heyecan ve aşk Sağlam bir niyetle mesleğinde heyecan duyması, imamlığa ve camiye adeta âşık olması bir imamın canlı olduğunu gösterir. Bu durum sürdükçe hizmetteki yükselişi de sürer. Bu hal aynı zamanda cihat ruhudur, ya da bu hali yaşayan birisi cihat ediyor demektir. Ümmeti canlandırıp yükseltecek olan şey cihat ruhudur. Bu ruh olmazsa diğerleri fazla iş görmez. Resulüllah'ın makamında bulunduğu bilincinde olmak Bilindiği gibi Resulüllah Efendimiz (sa) ümmetin her bakımdan imamıdır. İmamlar da onun bu görevini kısmen, yani imamet-i suğra düzeyinde temsil ederler. Mihraba geçerken, burada peygamber bulunmadığı için onu temsilen yerine ben geçiyorum diye düşünürse görevinde ona layık olmaya çalışır. 40 kitaplıklı camii “Camiyi bilim dünyasına açan imam” olarak bilinen Topkapı Teknik Oto Sanayi Sitesi Çinili Camii İmam Hatibi Ahmet Yüter ile bu konuyu görüşmek üzere yağmurlu bir günde gittiğim caminin kapısından girince beni başka bir sürpriz daha bekliyordu. Her ne kadar Ahmet Yüter, camisinde bilim, sanat ve edebiyat dünyasından insanlara konferans verdirmesiyle tanınsa da camiden içeri girdiğimde Yüter’in tek çalışmasının bu olmadığını gördüm.           Camide bulunan tüm sutunlar, duvarlar ve köşeler kitaplıklarla doluydu. Sanki bir camii değil kütüphane gibiydi. Yüter’den öğrendiğimize göre camide tam 40 tane kitaplık ve 1400 civarında kitap var. Kitapları incelediğimde psikolojiden, din eğitimine; çocuk eğitiminden tarihe, şiir kitabından romana kadar her türden kitap olduğunu gördüm. Asıl şaşkınlığı ise Turgut Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler” ve “Diriliş” kitaplarını görünce yaşadım. Bu kitapları bir caminin kitaplığında görebileceğimi sanmazdım. Acaba Turgut Özakman bunu bilse ne derdi?           İmam Ahmet Yüter, camilerinde bölücü, ayrılıkçı unsurlar içermeyen, nefret ettirici, tiksinme hissi vermeyen kitaplara yer verdiklerini belirterek, “Cami cemaati de camimizde bulunan kitaplara katkıda bulunarak kendilerinin okuyup istifade ettikleri kitapları getiriyorlar. Ayrıca camimizde bulunan kitapları alıp okuduktan sonra iade ediyorlar. Camiye kitaplıkları yerleştirdikten sonra cemaatin kitap okumaya karşı olan ilgisi de arttı” diyor. Sokaktan camiye Antyeri, Samsun’un Tekkeköy ilçesine bağlı 80 haneli bir köy. Köyün gençleri 2003 yılına gelinceye kadar akşamları sokaklarda içki içip nara atmakta, köyden silah sesleri eksik olmamaktadır. Gençler, köyün muhtelif yerlerini içki meclisi haline getirmişlerdir. Öyle ki köyün camisinin bulunduğu sokak bile gençlerin içki meclislerinden biriydi, orada içip silah atabiliyorlardı.           2003 yılında köye imam olarak gelen Mustafa Kolcu, Ramazan ayını da fırsat bilerek gençlerle iletişime geçip onları teravih namazı kılmaya ve teravihten sonra çay içmeye davet eder. Kolcu’nun imam odasında oluşturduğu kütüphane ve çay ocağında başlayan çay muhabbetleri, bir değişimin ve dönüşümün habercisidir aslında. Kolcu’nun namaz ve çay daveti sadece gençlerle sınırlı kalmaz. Köyün büyükleri, yani bu gençlerin babaları da davetin muhatabıydılar. Ramazan ayı olması hasebiyle kadınların da camiye mukabele okumaya gelmesiyle köy adeta bir eğitim fakültesine dönüşür. Gençler artık, Ramazan ayı boyunca teravih namazlarının müdavimi olmuşlardır. Genelde sanayide çalışan gençler hafta sonlarını da artık cami merkezli bir ortamda geçirmeye başlamışlardır. Camiye yanaşan ve yaklaşan gençler, içkiden ve içkili ortamlardan uzaklaşmışlar. Gençlerin camiye bu şekilde ısınmasında (tarihçi yazar Ömer Naci Yılmaz’ın tabiriyle) imam hatip Kolcu’nun bir cami görevlisi, bir memur olarak değil de, cemaate kendilerinden birisi, bir ağabey şefkatiyle yaklaşmasının büyük etkisi vardır. Mustafa Kolcu’nun Antyeri köyünde yaptıkları bunlarla sınırlı değil. Kış ve bahar aylarına mahsus olmak üzere, Cuma namazları sonrasında bayan cemaate yönelik ders uygulaması, yetişkinlere yönelik Kur’an’ı Kerim öğrenimi, yaz günlerinde kırlarda namaz kılma ve sohbet adı altında piknik geleneği, gençlerin öğrendiklerini yazmaya teşvik edilmesi, Tekkeköy ilçesine çeşitli vesilelerle gelen yazarların köye davet edilerek köy halkıyla ve gençleriyle buluşması, köydeki her eve Kur’an’ı Kerim meali dağıtılması ve her evde kütüphane oluşturma kampanyası bunlardan bazıları. Modern Külliye           Kartal’da bulunan Kurfallı Ali Duranoğlu Camii İmam Hatib’i Eşref Ergün, 1991 yılında göreve başladığında caminin 50 kişilik bir mescitten ibaret olduğunu söylediğinde oldukça şaşırdım. Çünkü karşımda koskoca bir “modern külliye” duruyordu. Bu külliye içinde neler yoktu ki: 1500 kişilik bir cami, bayanlar için özel olarak yapılmış 250 kişilik mescid, 1100 kişilik bir imam hatip lisesi, aynı zamanda cemaatin düğün, nişan ve diğer merasimlerini de yapabileceği 1000 kişilik konferans salonu, her gün 400 kişiye yemek verilen bir yemekhane, öğrencilerin faydalanabileceği 5000 kitaplı bir kütüphane, oyun parkı, kafeterya gibi sosyal hizmet alanları…           Caminin çevre düzenlemesine de büyük önem veren Ergün, caminin çevresini adeta yeşil bir parka çevirmiş.   Dargınları barıştırma komisyonu           Ergün’ün ilginç bir çalışması da “Dargınları Barıştırma Komisyonu”. Cami cemaatinden gönüllülerle bir komisyon oluşturan Ergün, birbiri ile dargın insanları arabuluculuk yaparak barıştırıyor. Bunun için iki ayrı komisyon oluşturan Ergün, dargın eşleri barıştırmak için “Aile Komisyonu”, birbiriyle ihtilaflı olan tüccarları barıştırmak için de “Tüccar Komisyonu” oluşturmuş. Her iki komisyonda da işin ehli insanlar yer alıyor. Aile Komisyonu’nda aile anlaşmazlıkları konusunda tecrübeli insanlar yer alırken, Tüccar Komisyonu’nda ise daha çok işadamları bulunuyor.           Ergün’ün bu ilginç çalışmalarının yanı sıra fakir ailelere kömür yardımı, haftanın 3 günü kurslar düzenleyerek cemaate yönelik eğitim çalışmaları, hafta sonu öğrencilere derslerinde yardımcı olma, pazar sohbetleri, evlenecek olan bekârlara eşya yardımı, öğrencilere kırtasiye ve giyim yardımı gibi birçok çalışması var.           Ergün, yaptığı tüm bu çalışmalar sonucu birçok kurum ve kuruluş tarafından takdir ve teşekkür mektupları almış. Ergün, odasının duvarını süsleyen bu mektupları gösterirken haklı bir gurur yaşıyor. Her nekadar yaptığımız bu haber bazı kesimleri rahatsız edeceğini düşünsek te imamlarımızın sorumluluklarını hatırlatmak adına bu yazımızdan  güzel sonuçlar çıkarmalarını temenni ediyoruz.

TOSYA’DA İMAM OLMAK

 

314 views

Copyright © Tosya Haberler | Tüm hakları saklıdır. | Bakım: arivisti.com