Tosya Haberler

Prof.Dr. İBRAHİM MARAŞ “ İstikbal Devlet-i Türkiyye ”dir.

Prof.Dr. İBRAHİM MARAŞ  “ İstikbal Devlet-i Türkiyye ”dir.
160 views Okundu
11 Kasım 2019 - 16:23

ADININ DEVRİMCİ (KEMALİST) VEYA DİNCİ YOBAZ OLMASINA BAKMAYIN HEPSİ ZİHNİYET OLARAK DEDEMİZDEN MİRAS KALDI

Türkiye’de Atatürk üzerinden bir ideoloji kurmaya çalışanlar olduğu ve bunların jakoben/modernleşmeci bir tutum sergileyerek dini de kendi istedikleri şekilde anlamaya çalıştıkları bir gerçek. Sayın Cumhurbaşkanımız bu gerçeklere bugünkü konuşmasında işaret etti.

Ancak Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşması bir Osmanlı müdafaanamesine dönüştüğü gibi, en az sözde Atatürkçüler kadar ve hatta daha tehlikeli (yakın zamandaki FETÖ olayını da bu çerçevede düşünmek gerekiyor) adeta Cumhuriyet’i bir darbe ve İngiliz operasyonu görmeye çalışan oldukça kalabalık bir tayfadan; Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı, vatan ve bayrağı şirk gören, milli şairimize bile dil uzatan devrimci/İslamcı gruptan hiç söz etmedi.

Osmanlı’da silah sanayii elbette vardı. Ama çok zayıf ve yetersizdi. Hatta Çanakkale’de kaleyi savunacak toplarımızın menzili bile maalesef yetersizdi. Ciddi bir donanmamız bir iki dönem hariç pek olmadı. Neden mi? Fiziğin olmadığı yerde ve kurabildiğiniz bir iki mühendislik fakültesiyle bunu zaten yapamazdınız. Okuma yazmada ne kadar yüksek olursak olalım, 500 yıldır dünya bilimsel birikimine katkımız maalesef yoktu. O dönemdeki düşünce yapımız ortadadır. Üstelik Osmanlı’da okuma yazma oranı iyidir derken, bir taraftan da, aradan yaklaşık 100 yıl geçtikten sonra, hâlâ Latin harfleri bu toplumu bir gecede cahil bıraktı demek doğru bir önerme olmasa gerektir. Elbette Cumhuriyet’in de önemli hataları vardır, ancak bu hataların da devrimlerin de tamamı Osmanlı döneminden gelen kronik hatalardır ve Osmanlı dedelerimizin acı, tatlı mirasıdır.

Fesle, şapka devriminin ikisi de beraber tartışılmalıdır. Latin harfleri tartışması bile Osmanlı döneminde yapılmıştır.
Cumhuriyet döneminde din eğitimi ve eski kültüre karşı yapılan yanlışlar da sadece Cumhuriyet döneminin yanlışları değildir. Bunun arkasında son üç yüzyıldaki “zihni yenilenememe”nin bulunduğu çok aşikârdır. 1827’de açılan Tıp Fakültesi’ne ilk 45 yıl Müslüman bir öğrencinin gitmemesi, matbaanın Lale Devri’nde açılmasına rağmen çok uzun süre yoğun bir kitap basımına, bilhassa dini kitaplar basımına, girişilmemesi bahsettiğimiz yenilenememenin göstergeleridir.

Yönetim yenileşmeyi istese de bunu taban yayabilecek metodlar geliştirememiş, sadece bazı Batı hayranı, Şerif Mardin’in tabiriyle “aşırı Batılılaşmacıyı” Cumhuriyet dönemine de miras bırakacakmıştır. Yani adı ne olursa olsun; Kemalist, Batıcı, köksüz, kör taklitçi yenilikçi, züppe ve monşer yobazlarımız da; sözde köklü, kör taklitçi, tarikatçi, istemezükçü, gelenekçi ve dinci yobazlarımız da Osmanlı dedelerimizin bize mirasıdır. Hâlâ çözemediğimiz eğitim sorunumuz da, din/bilim, mektep/medrese sorunumuz da aynen öyledir.

Biz, artık kutuplaşmanın bitmesinden yanayız.

Sayın Cumhurbaşkanımızın söyleminde yerini bulan Türkiye’nin, Osmanlının devamı olduğu fikrinin ve Oğuz geleneğinin önemine işaret etmek istiyoruz. Osmanlı son dönemindeki tarihi fikrî gelişimi göz ardı etmememiz gerektiğini düşünüyoruz: Önce ittihad-ı anasır (Osmanlıcılık) siyaseti, bunun artık işlemez olduğunu görünce ittihad-ı İslam (İslamcılık değil Müslümanların Birliği) siyaseti ve en nihayetinde bunun da işlemez olduğunu anlayınca ittihad-ı etrak (Türkçülük, yani ırkçılık değil Türk milletinin birliği), yani kanun-ı kadime (Oğuz geleneğine-kurucu iradeye-Ertuğrul ve Osman’ın dönemine) tekrar dönüş olmuştur.

Bunun işaretlerini son dönemde II. Abdülhamit’te de görebilirsiniz. Zaten diğer ilk iki siyasette de Osmanlı Devleti’nin dayandığı ana çekirdek unsuru yine Türk milletidir. Yani ne olursa olsun Osmanlı için dört temel dayanaktan birisi, Oğuz geleneği üzerine kurulu “Devlet-i Türkiyye”dir. Eğer bu unutulmazsa, ileride Atatürk’ün nutukta söz ettiği Türklerin hakimiyetindeki adalet eksenli bir İslamşumul devlet kurabiliriz. Yoksa günümüzdeki sosyalistler veya Şii İran misali temeli enternasyonal bir zihniyete dayalı hayali bir İslam devleti rüyasıyla her geçen gün radikalleşir ve kutuplaşırız.

Bizden söylemesi. En iyisini Allah bilir.

İbrahim Maraş

Copyright © Tosya Haberler | Tüm hakları saklıdır. | Bakım: arivisti.com